14 Haziran 2013 Cuma

Güvenlik güçleri

Selam herkese,

Şimdi size süper bir konuyu anlatacağım, belkide bu yazıdan sonra bazı şeylere bakış açınızda değişecektir.

Geçmişten bu yana güç sahibi olanlar insanlara haksız şekilde, kanunsuz şekilde davranmıştır.
Bunun kalkıp örneklerini vermek istesem bir sürü şey koymam lazım ama yine de bir kaç örnek sunayım size.
Mesela bu örenekte öğrenci kolektiflerine saldıran polisi halk protesto ediyor. Buradaki insanlar ne silahlı, ne terorist nede suçlu.

Başka bir örnek

Burada da polis kalkmış bi eyleme katılan annenin elinden çocuğunu almış, halkta bunu protesto edince vay anam vay.

Başka bir örnek
Burda da kadın arabasında uyuya kaldığı için polis resmen kadını alıp sürüklüyor, bu ingiliz polisi ama bütün ülkelerdeki polislerde bu tarz davranışlar mevcut.

Buradaki videoya lafım yok o polisin be ta amına koyim.

Başka video
Bu polislerde asker kaçağı olan bu kişiyi tekme tokat dövüyor.

Sıradaki video
Bu polisler önce odayı hazırlıyor sonra dövüyorlar çocukları sonra hastaneye götürüyorlar çocukları bu sefer aile polisi dövüyor ahahahha. Bu videonun 56. ve 57 sahnelerinde polisin hareketlerine baktığınızda nabıyonuz amına koyim dercesine hareketler yapıyor.

Ya neyse polislerin daha milyon tane videosu var hem bizim ülkemizde hem diğer ülkelerde.
Bende bir gün Karakolda 4 saat bekledim ve yanıma iki kişi geldi biri suçlu olabilirdi ama diğer hiç alakasız biriydi, o adam iki laf etti diye adamın amına kodular (kusura bakmayın küfürlü konuşuyorum ama tam bu kelimelerle ifade edebilirim bunları)

Neyse bir kaç polis kötü diye bütün polisler kötü demek cahilce bir davranış olur.

Benim size anlatmak istediklerim bunlar değil ben size polis psikolojisinden bahsedeceğim. Sadece polis değil asker,güvenlik güçleri felan hepsinin psikolojisinden bahsedeceğim.

Amma çok biliyormuşsun be totoş demeyin azcık sabredin.

Belkide hayatınızda hiç duymadığınız bir deneyden bahedeceğim size. Belki bazılarınız duymuştur. Ama çoğunluğunuz duymamıştır. Eminim

Deneyin adı Milgram deneyi

Deneyin yapılış tarihi 1962

Deneyin amacı şunu anlamak, ulan hitler 2. dünya savaşında o kadar adamı ölüme terketti katletti hadi bu adam manyak psikopatın tekiydi de bu askerler bunu nasıl yaptı?

Bütün askerlerde mi psikopattı?

Amaç bunu anlamaktı.

Çünkü nazi askerleri "abi bizde emir kuluyuz biz görevimizi yapıyorduk" diyorlardı.

Neyse

Deneyi ben anlatırsam belki hepiniz anlamaz size bir video koyim de kendiniz izleyin

Bende bir özet geçeyim size deney hakkında.

Gazeteye ilan verilir ve deney için insanlara deneyi tamamlasalar da tamamla masalar da 4,5$ para verilecektir. (o zaman iyi para)

Neyse denekler bulunur ve deneyin içeriğini anlatırlar.
İki kişi yi bir odaya alıp biriniz öğretmen diğerinizde öğrenci olacaktır derler.
Deneye gelen insanlara cezanın öğrenmeye ne kadar katkılı olduğunu öğrenmek için yapıldığını söylerler.
Yalnız, deneye gelenlerden biri gerçekten gazete ilanı ile gelmiştir ama diğeri aktördür. ve kura yaparak birisini öğretmen diğerini öğrenci yaparlar.

Deney şu şekildedir.

Öğretmen öğrenciye sorular soracaktır, eğer öğrenci soruya yanlış cevap verirse, öğretmen ona elektirik verecektir. Fakat öğrenci ve öğretmen ayrı odalardadır (yan odadadır) ve mikrofonla iletişim kurarlar Öyle hemen korkmayın lan 220 voltu çatırt diye vermicekler adama :D  ilk başta ilk yanlışta 15 volt 2. yanlışta 20 volt diye devam ediyor taki bilmem kaçıncı yanlışta 450 volta kadar elektirik verilecek diye anlatıyorlar. Deneyi yapanlar öncelikle bir örnek yapıyorlar ve aktör olan adam 45 volt veriyorlar böylelikle öğretmen acının neye benzediğini görmüş oluyor (45 volt çok bişi değil çok can acıtmaz)

Neyse
Öğretmen soruları soruyor ve 4 şıklı cevaplara cevap almaya başlıyor. 1. yanlış 5. yanlış derken artık 10. yanlışta diğer odadaki adam artık çığlıklar atmaya başlamış ve kalp rahatsızlığını hatırlatmaya başlamıştır.
Öğretmen olan denekler adamın acı çektiğini duyunca devam etmek istemediklerini söylerler fakat deneyin sahibi


Lütfen devam edin.
Deney için devam etmeniz gerekiyor.
Devam etmeniz kesinlikle çok önemli.
Başka seçeneğiniz yok, devam etmek "zorundasınız".


Denek bu dört uyarıdan sonra bile hala durmak istediğini ifade ederse deney durduruluyordu. Tersi durumda ise deney ancak denek en yüksek şok olan 450 voltu 3 kere art arda uyguladıktan sonra durduruluyordu.

Neyse deney bittikten sonra sonuçlar açıklandı.

Ha bu arada deney yapılmadan önce Yale üniversitesinin 14 adet pskiloji dalında yüksek lisans yapan öğrencileri arasında bi anket yapıldı. Ankette bu pırıl pırıl öğrenciler dediki sadece birkaç sadist pezevenk bunu yapar oda %1.2 lik bir orana tekabul ediyordu.

Peki sonuçlarda ne mi oldu bebişlerim :) derler ya insanoğlu çiğ sütü emmiştir diye.

Sonuçlar şöyle

Deneklerin %65 'i kendilerini çok kötü hissetselerde 450 volta kadar elektrik vermiştir.
Ve katılımcıların hiçbiri 300 volt tan önce deneyden vazgeçmeyi istemedi.

Noldu ? şok şok şok

İnanabiliyor musunuz buna? bende ilk inanamamıştım.

Buyrun buraya tıklayın da wikipedia dan okuyun.

Daha sonra bu deneyi yine tekrarladılar. Artık deneyin ne olduğunu bildiğiniz için size ingilizce videolarıda paylaşıyorum.







Biz neymişiz lan?

Neyse siz yok la çüş diye durun bende bi nasıl devam edeceğimi toparlıyim

Şimdi şunu anlamanız lazım polisler ve askerler ne yaptıklarını pek sorgulayamazlar, sorgulasalar bile o emir-itaat olayı kendi insiyatiflerini koyamama durumuna sokuyor.

Ben hiç anlamazdım gecekondusu yıkılan bir insanı niye polis engeller diye.

Şimdi çok iyi anlıyorum, onlar kendi iradeleri olmayan insanlar, en azından görev başında.

Tabi olay sadece ay yazık polisler baskı altında gibi bişide değil.

Adamlar ellerindeki gücü çıkarları içinde kullanıyorlar. Ben çok tanık oldum yol sıkışık polis bekliyo bekliyo sonra trafikten bunalıyo siren yapmaya korna çalmaya başlıyor. Sanki bizde sinir yok anasını satayım, sanki bizim işimiz hiç mi hiç acil değil, biz sanki kendi egomuz için çalışıyoruz ekmek parası kazanmak bizim çokta sikimize.

İşte polisin elindeki bu gücü hor kullanması, aslında polisin elinden o ayrıcalıkların alınmasını sağlamalı.

Çünkü poliste insan askerde, insanın bütün zaafları onlarda da var. Onlar eğitim görüyo diye sınıf atlamıyorlar.
Her zamanda çok önemli işleri yok, ama devlet siren vermiş tabi anasını satayım vur dibine nasıl olsa seni sorgulayan yok.


Benim polis-asker konusunda en çok sinirlendiren, bu kurumlar itaat ettikleri şey yanlış emirler verse de o emri yerine getiriyor olmaları.  Şu anda biliyorsunuz ki hükümet alehinde laf söylemek, protesto yapmak direk içeri tıkılmanıza yol açıyor. Bunu sağlayan da polislerdir. Halbuki bu devletin kabul ettiği insan haklarında bir maddedir. Anayasada bile vardır bu madde. Polisler bi kafa yorsalar ulan biz bunların köpeği değiliz diye. Biz gerçekten adalet için çalışmalıyız diye Milletvekilleri bi yerlerini de yırtsa kimse bir şey yapamaz.

Devlet ya kötü birşeye hizmet ediyorsa? ya çıkar uğruna birşeyler yapıyorsa? o zaman halka kim sahip çıkacak? Kimse!

O zaman polis arkadaşlar halka hizmet ediyoruz demeyin, Devlete hizmet ediyoruz diyin.

Çünkü size bir video paylaşcam şimdi bu bir belgesel. Bu belgesel de halk diyor ki biz derelerimizin, akarsularımızın özel firmalara verilmesini istemiyoruz.

Bak bunu bütün köy halkı diyor!
Orada köy halkından başka yaşayan birisi yok!
Orada bir milletvekili yada bakan oturmuyor, sadece oranın köylüsü oturuyor. Ama devlet oradan para kazanmak için gidiyor orada yaşayan adamların deresini su firmalarına satıyor.
bu belgeselde öyle bir yer var ki kadının teki diyor ki ulan biz barajın yanında oturuyoruz. Bizim günde 4-5 saat elektiriğimiz kesiliyor. bu nasıl mantık nasıl iş?


Arkadaşlar bunlar uzak bir yerde yaşandığı için sizin umrunuzda olmamazlık yaratıyorsa siz daha olmamışsınız.

Kendi zümresine, halkına, ailesine gelen kötü şeylere üzülen, umursayan ama başkasının başına gelen kötü şeyi umursamayan insan henüz insan olamamıştır.

Bizim başımıza bi hitler gelse bi sikim yiyemeyeceğiz. Çünkü devlet olmuş oluyor o Hitler ee halkı koruyan polis ne tarafta olacak? Tabiki devletin yanında senin hiçbir değerin yok! bunu unutma!

Sen sustukça, görmemezlikten geldikçe bigün seninde azına sıçacaklar ve inşallah sıçarlar da o zaman sesin çıkar. O zaman keşke görmezden gelmeseydim dersin ama bi kere girmiş açılır mı o şemsiye!

Ben özgür irademle şunu söylüyorum ben polisleri şahıs olarak değil ama Polis kavramını, Asker kavramını, emir komuta bilinçli hiç bir kurumu sevmiyorum.

Bu bir suç değil, kimseye hakaret etmiyorum. Bu yüzden de kormuyorum.

Bunuda herhangi bir polisin yüzüne karşıda söylerim.

Bu kurumlar sözde asayişi sağlıyorlar ama öyle bir şey yok!

Polis gerçekten halkı umursayan, halk için mücadele veren, kanunlar için yaşayan bir kurum olsaydı bugün sigara bile yasak olurdu. Çünkü sigara öldürür. Bunu ben değil devlet söylüyor. Halkı öldüren birşey halen serbestse bence polis-asker işini düzgün yapmıyordur. Hakimler, avukatlar onları hiç söylemiyorum. Onlar gerekirse suçluyu bile savunmak zorundalar. Ta ki suçlu olduğu ispatlana kadar.

Sigaranın suçlu olduğu ispatlanmıştır!

Neyse bu kadar yeter diyorum ve sizi ünlü amerikan pankartı ile uğurluyorum.


12 Mart 2013 Salı

Para nedir?

Selam arkadaşlar
Selamı sabahı verip önsevişme yapmadan konuya girmek istiyorum

Size tek bir kelime söylemek istiyorum "PARA"
Bu kelimeyi hafife almayın. Çünkü bu para denen şey dünyayı yönetmek adına kullanılan bir araçtır (amaç değil. Amaç haline getirmeyin,totoşluk yapmayın)
Bu araç gerçekten çok çok önemlidir. Önemlidir ama hayatımızda iyi yerlere gelmek için lazım olunan şeyden ziyade bir önemi vardır. Öyle "Para nedir lan elimin kiri" demeyin kırarım kalbinizi hem öyle deyipte o kadar basite indirgenebilecek bir şey değildir. (gerçekten para dediğin şey elinin kiri kadar değersiz bişi olmalıdır o ayrı)

Hani dedim ya dünyayı yönetmek için bir araçtır ama amaç değildir diye. Aslında harbiden öyledir ama azına sıçayım bu dünyanın ki para hepimiz için amaç olmuştur.

Peki biz bu kadar salakmıyız, değersizmiyiz ki para bizim için bir amaç olacak?

Hayır.

Biz o kadar salak değiliz, ondan daha fazla salağız.

"Höst la ne diyon sen" diyorsan dinle.

Para 2013 yılı itibaren nedir biliyor musun? ( Bundan önceki yıllarda da vardrı tabiki)

Para Su dur
Para Ekmek tir
Para yaptığın emeğin karşılığıdır.
Para verdiğin emeğin karşılığıdır.
Para sanattır,sağlıktır, savunmadır.
Para seni seviyorum anne diye alacağın bir hediyedir.
Para senin değerini bilemedim anneciğim ama seni en azından güzel uğurluyorum demektir.
Para ilk aşkını götürdüğün çay bahçesi yada sinemadır.
Para arkadaşına verdiğin, onu şaşırtacak hediyedir yada onla beraber gittiğin yerde eğlence yerindeki bedeldir.
Para evlenmektir.
Para çocuk sahibi olmaktır.
Para çocuğunun kıçındaki boku muahafaza eden çocuk bezi ve aynı zamanda çocuğunun eğitimidir.
Para senin çocuklarına hazırladığın bir gelecektir.

Neyse yeter bu kadarı

Bu ne lan. Para ne kadar çok şey demekmiş anasını satayım.
Bunlara bakarak paranın şu demek olduğunu söyleyebilirim yada söyleyebiliriz.
PARA = HAYAT

Para hayattır.

Bu bir banka reklamı için süper olur valla. Ardındanda hayatınızı kolaylaştırmak için size 0.95 faiz oranları sunuyoruz da diyebilirler.

Bak bunu yapar bankalar valla bak

Neden mi bunu yaparlar

Çünkü bankacılar (bankada çalışan adam değil, bankacılığın iyi birşey olduğunu söyleyenlere söylüyorum)

Tek bir kelimeyle özetlersek

YAVŞAKKKKKTIRLAR

Çok fazla k kullanmamın nedeni onlara canı gönülden bunu söylememden dolayıdır.

Bankacılara sonra değiniriz. Önce paradan biraz daha bahsedelim.

Parayı kim buldu la?

- Lidyalılar

-Onların ben azına sıçim

Bak bunu en çok para sıkıntısı çeken insanlardan duyarız.

Şimdi babuşlar.

Para ne için lazımdı eskiden?

Ben sana bi mal veya hzimet veriyorum. bende bunun karşılığını alman lazım dimi. İşte para bu yüzden çıkmıştır. Eskiden bu metaller aracılığı ile yapılıyordu (paradan önce değiş tokuş vardı). Nedir? işte bakır gümüş altın felan. her ne karın ağrısı ise.
O altınlar gümüşler yerini daha hafif,katlanabilen üzerinde yazılar yazan kağıtlara bırakıyor.

Ben tarih okumayı çok severim ama okulda gördüklerimiz kadar tarih bence fazla o yüzden bırakalım tarihi.
Şimdi ye bakalım.
Arkadaş şimdiki zamanda para değiş tokuştan ziyade güç olmuştur. E doğal olarak güç olmalı diyorsanız. Çok fazla parası olanın çok gücü olur derim bende size. Çok fazla güçe sahip olan adamda bırak seni beni satın almayı,aileni,arkadaşlarını,ilçeni,ilini,ülkeni herşeyini satın alabilir.
Çüş lan demeyin azcık aklınızı kullanın.

Ve zaten böyle adamlar mevcut arkadaş... sana şöyle anlatayım. Sen diyelim ki ayda 2000TL ye çalışıyorsun.
Senin bi arkadaşın var o herif kendi işini yapıyor ve benzin istasyonu var. Adam aylık 20.000TL kazanıyor.
Bak şimdi bu adamın ayda kazandığı 20.000TL sana çok güzel para gibi geliyor. İnsan 1 yılda ev alır lan diyorsun dimi. Şimdi bu adamın Shell marka benzin istasyonu var diyelim. Sence Shell ne kadar kazanıyordur? Çok çok çok para senin benim çenemizi o kadar çok yorar ki o çenede tümor çıkar löp löp.

Ama asıl noktaya gelmedik henüz.

Peki Shell , BP , Total , Petrol Ofisi, Opet gibi markalar benzini nereden alıyor?

Standart Oil yada Exxon mobil gibi firmalardan. Bu firmaların işlevi ne biliyormusun? Bilmiyosun işte bu ve bunun gibi firmalar amerika sözde demokrasiyi ırak'a getirdiğinde Irak'ın petrollerini alan firmalar. Aynısını Arap baharı yaşanan ülkelerde de yaptı sıra şimdi İran da
Hani dedik ya Shell'in parasını hesaplamaya bizim matematiğimiz yetmez diye. İşte bu adamların parasını matematik profesörleri bile telaffuz edemez.

"Bunlar mı lan para babaları" diyorsan. Sana cevabım HAYIR! çünkü bunların da abileri var.
Bunların isimlerini de söyliyim sana istiyorsan Rothschild ailesi ve Rockefeller aileleri.
Bak dikkat ettiysen mahalledeki bi sikim bilmeyen bıçkın delikanlılar gibi AMERİKAAAA demiyorum. Amerika bu adamlar için piyondur. Amerika sana bana göre süper güç ama Bu para babaları için istediği anda kulağını çekebileceği bir ülkedir.

Hah işte bu adamların parası gerçekten çok fazla büyük, yani büyük ötesi, Hani dünyanın gerçek sahipleri desem yeridir.
Bu adamların izni olmadan hiçbir savaş çıkamaz. Bu adamlar isterse senin ülkene girer alır yağmalar hiçbişide yapamazsın. (Zaten çoktan girdiler o ayrı)
Zaten yukarıda vermiş olduğum aileleri google da bir arat bir oku gözlerine inanamıyacaksın.

Bakın bu adamların haberi olmadan savaş çıkamaz diyorum ya. Siz istediğiniz kadar Tayyip'in Suriye politikasını eleştirin, bu adamlar isterse Tayyip'in lap diye savaşa girmesini sağlar.
Sizin bile haberiniz olmaz, bi bakmışsınız hop savaştayız.
Çünkü medya direk olmasa da dolaylı bir şekilde bu adamların elinde.

Neyse boşverin şimdi medya yı onlar zaten sinir bozucu yalan dolan insanlar. Onların niye böyle yaptığına kafa yorarsak bu yazının 10 bin misli uzunluğunda bi yazı gerektirir.

Para aslında belki de hayatımızı kolaylaştırabilecek birşey iken hayatımızın en berbat objesi durumunda şu an, para belkide şeytanın ta kendisidir. Hani derler ya insanlar Allah'ın bir parçasıdır felan diye işte para da şeytanın parçasıdır.

Peki asıl soru şu paraya gerçekten ihtiyacımız var mıdır?

Aslında yoktur.

Eskiden her istediğinizde kahve içemezdiniz, çünkü kahve latin amerikada yetişir. Bu arada bilgilendirici bir not düşeyim buraya şu anda bildiğimiz,yediğimiz sebze ve meyvelerin üçte ikisi amerika kıtası keşfi ile avrupaya ulaşmıştır. Mesela amerika kıtası keşfedilmeseydi biz domates nedir bilemezdik. Çünkü amerika kıtasında yetişen bir meyvedir. (Domates aslında meyvedir, sebze değil :) )

Kafa dağatmadan devam edelim. Şimdi siz 673 yılında eğer kahve içmek isteseydiniz bu imkansızdı ama diyelimki amerikayı keşfetti millet ve kahve ne biliyoruz. O kahvenin amerika kıtasından senin güzelim anadoluna gelmesi için adam binlerce kilometre yol kat edecekti, e haliyle bununda bi karşılığı olmalıydı zira adama gökten yemek yağmıyor.

İşte bu yüzden adama para ödemeliydin ki adamda gidip onunla ihtiyaçlarını gidersin.

Bakın çok basitçe anlatıyorum.

Şu anda kahve almak için evinin önündeki bakkala gitmen yeterli ( gerçi şuan süpermarket demek daha yerinde olur zira siktimin emperyalizmi küçük esnaf diye bişi bırakmadı)

Bakın sizin taaa amerika kıtasında yetişen birşeyi alabilmenizi sağlayan para değildir. İnsanoğlu bunu kendisi yapmıştır. Çünkü biz her boku istiyoruz, isteyince talep oluyo talep olunca da o talep gideriliyor.

Peki para olmasaydı biz kahveyi amerikadan  getiremezmiydik?

Tabiki getirebilirdik.

Şu anda ki teknolojik gelişmeler sayesinde biz kahveyi evimizin bir köşesinde bile yetiştirebiliriz. Tek gereken o iklimi taklit etmek, gider güçlü ışıklar alırsın kahve tohumlarını serpersin saksına ne kadar gerekiyorsa o kadar ışık, o kadar sıcaklık yaparsın al sana organik kahve :) gerçi böyle organik olmuyor ama olsun yapabiliriz.

Yapamasak bile artık insanoğlu lojistiğin dibine vurmuş durumda, bu akşam istanbuldan bir paket yolla yarın sabah ispanyada ama bunu yapan DHL,UPS,FEDEX gibi firmalar.

Peki insanoğlu şu anda parayı tarihten silse yine yollayamaz mı? yollar! o teknoloji var zaten.

Ama tabi sizin aklınızda paranın kalkması tamamiyle hayal ürünü, böyle birşey olamaz!

Ütopya dimi  ütopya :) canlarım benim.

Dünyadaki en zeki adamlar her zaman insanın hayal gücünün önemine işaret etmişlerdir. Ama sen onu kulak arkası et git bak ünlüler instagramda nasıl pozlar paylaşmış.

Neyseee

Şimdi size şunu anlatmak istiyorum, bakalım anlatabilecekmiyim.

Sen doğduğun andan itibaren hayatında yaşadığın herşey senin karakterini,huylarını ve hayata bakış açını oluşturacaktır. Doğduğun andan itibaren dediğimde mecaz yapmıyorum, doğduğun andan itibaren herşey beyninde kaydediliyor.
Ama tabi beyin denen şey sürekli herşeyi kaydettiğinden sen hepsinin beyninin neresinde depolandığını hatırlamıyorsundur. Anca işte zorlasan belki 3-5 yaşına kadar böyle hayal meyal bişiler hatırlayabilirsin.

Mesela kendi çocukluğumdan örnek vereyim, annanemin evi her zaman sülalemizin toplanma yeri olmuştur ve orada hep güzel anlar geçirirdik. Annanemin evindeki eşyalar kokardı, tam olarak ne kokusu bilmiyorum belki eski mobilyalardandı tam bilmiyorum. Ama ne zaman eşyaları eski olan bir yaşlının evine girsem o kokuyu duyarım ve beni güzel hissettirir. Bu çocukken depoladığım anılarla alakalı o koku iyi birşey diyor beynim bana.

Şimdi benim anılarımı siktir edin ve hayali bir kişi oluşturup ona bir hayat çizelim. Kişinin ismi de Hasan olsun.

Hasan doğdu 3 -5 yaşlarına geldi ve artık 18-20 li yaşlarında hatırlayabileceği anılarını yaşamaya başladı diyelim. Hasan'ın babası asgari ücretle geçiniyor, ikide kardeşi var ve kirada oturuyor diyelim. ( tayyipciğimin dediği gibi en az 3 tane yaptık ) neyse hasan okula başladı ama işte geçim derdi falanı filanı yaşayan aile de kaygıdan oluşan gerginlik evde anne ve babanın tartışmasına yol açıyor diyelim. hasanın hiç umrunda değil çünkü henüz kafası para denen şeyi öğrenmemiş (keşke hep o yaşlarda kalaydık lan) Hasan bu kavgalı ailenin içersinde sürekli olarak üzgün oluyordur ve bu orta okul - lise zamanına kadar gelmiştir diyelim.

Şimdi Hasanın beyninin içine girelim ve artık para nedir felan anladığını farz edelim. Eğer hasan karakteri zayıf ise edindiği tecrübeler sayesinde istediğine ulaşmanın kolay yolunu bulur ise ve utanmaz ise Hasan eskiden babasının yaşadığı zorluğu yaşamamak için gidip hırsızlık yapacaktır, dolandırıcılık yapacaktır yada gasp edecektir. Tecrübeleri düzgün bir karakter oluşturmuş ise boynunu eğip ya elindeki ile yetinecektir yada kafayı çalıştırıp kötü duruma düşmeden para kazanacaktır.

Şimdi "bu hikaye ne ulan ne demek istiyon" diyebilirsiniz az sabredin.

Hasanın zayıf karakterli olduğunu kabul edelim çünkü yaşadığımız hayatta herkes güçlü karaktere sahip olmuyor, azınlıkta olsa zayıf karakterli insanlar çıkıyor (bkz. Milletvekilleri)

Hasan para kazanmak uğruna adam öldürmeye bile gidebilir ve hatta gitti diyelim ve bu adam paranın yol açtığı bir nedenden dolayı suç işlemeye başladı.

Zeitgeist adında bir belgesel var, onun bir bölümünde toplum profesörümüydü kimdi tam hatırlamıyorum ama birisi araştırma yapmış ve diyorki "Suç en çok fakir kesimlerde ortaya çıkıyor"
(Zeitgeist'i halen daha izlemediyseniz çüş diyorum size çıkın mağaradan azcık kendinizi geliştirin)
Aha size türkçe altyazılı linklerinide verim yormayın kendinizi daha paylaşacak çok fotoğraf , oynanacakta çok oyun var facebookta onlara haliniz kalsın.
Zeitgeist 2 tane belgeselden oluşur. Hayatın sistemi nedir onu anlatır. Yeni videolarda çıktı ama bunları izleyin bi önce
1. belgesel Türçe altyazılı
http://www.youtube.com/watch?v=BRkyY23mgVc
2.belgesel türkçe düblaj
http://www.youtube.com/watch?v=NHDYgtkfU9Q

Yani parasızlık insanı zorladıkça insanda kötü şeylere başvuruyor. Bakın bu çok çok doğrudur.

Neyse bizim hasanı unuttuk. Hasanın birde baba olup yetiştirdiği çocukların akıbiyetini bi düşünün. Böyle bir baba çocuğuna iyiyi göstermede baya bi zorluk çekebilir.

Hasanın hikayesini geçelim artık.

Şimdi, size paranın zorunlu olduğunu düşündüren sizin patronlarınızdır. Patronlara zorunlu olduğunu düşündürende yavşak bankalardır. Bu banka dediğiniz şeyi hafife almayın zira adamlar devletleri bile zor duruma düşürüp devletleri bile inandırmıştır.

Halbuki dünya nufusunun %99 u köledir. Hayatı keyfi süren ise %1 dir. Hepimiz azımıza sıçılana kadar çalışıyoruz ve bunun karşılığında belki bir araba belki de bir ev sahibi olabiliyoruz.
Hayatımız boyunca çalışmanın karşılığı bazılarımız için bir ev bazılarımız için hiçbirşey.

Size şöyle açıklıyim. Benim bi çocukluk arkadaşım var ve şu anda evleride var arabaları da, yaptığı ticaretlerdeki dönen para milyon liraları bulabiliyor ama gelin görün ki oda köle gibi çalışıyor. Oda en az bir işçi kadar stresli yaşıyor. Tamam belki taş taşımıyor ama ya ben işe gitmicem 1 ay tatil yapim gibi bir lüksü de yok. Peki neden? çünkü onunda para kazanması lazım banka kredileri var.

Ya bu parasal düzen yıkılamaz mı ? yok mu bir alternatifi?

Var hemde en iyisinden bir alternatif var.

Kaynak bazlı ekonomi!

Bunu ben bulmadım bulan bulmuş ama ben bunun olabiliritesine inanıyorum. Siktiri boktan denyo tipli herifler buna da ütopya diyor. Ama kimin umurunda o bedbaht ibneler.

Kaynak bazlı ekonomi nedir arkadaşlar önce onu bir açıklıyayım.

Şu anda ekonominin kaynağı ne? Para

Şu andaki ekonomi Para bazlı ekonomidir. Para varsa güç vardır, para yoksa alırsın üçün birini.

Peki arkadaş niye ben kalkıpta bir evde oturamıyorum?

Çünkü para yok!

İyide siktimin dünyasında
ağaç var,çimento var,kum var, su var herkese yetecek kadarda yer var,teknoloji var peki niye ev yok?
İşte bazı götoşlar kaynak bazlı ekonomiye ütopya dediği için. bide "banane banane ben ferrariye bincem herkesten farklı olcam" diyen egolu pezevenkler var.

Onların egolarını alıcan kızgın demirle biryerlerine monte edicen demirin kızgın tarafınıda açıkta bırakıcan ki demiri çıkartamasınlar.

Bu ibneler yüzünden dünyanın çoğunluğu bırak ev sahibi olmayı,yiyecek yemek bulamıyor.

Kaynak bazlı ekonomi dünyanın kaynaklarını baz alan ekonomidir.

Mesela dünyada 2 milyar insanın evi mi yok, sorun değil gidip ağaçları keseriz, kum alırız, su getiririz evleri yaparız. Çünkü bunlar zaten var.
Kestiğimiz ağaçlar için yeni fidanlar dikeriz. Böylece dünyayıda mahvetmeyiz.

Elektrik mi lazım her yere güneş paneli kurarız böylce elektrik faturası ödemeyiz.
Elektirikli otomobiller sayesinde ulaşım bedava olur.
Para kazanacak bir iş kaygısı olmadığından istediğimiz mesleği yapar onda uzman oluruz.
Kaynak bazlı ekonomi budur.

Hem zaten allahını seven söylesin herkese soruyorum bankacılardan,tüccarlara, finansçılardan, patronlara siz şu ekonomi haberlerimden bi sikim anlıyonuz mu? anlıyosanız en adi şerefsizim, anlayamazsınız zaten anlamamanız için yapılmıştır bu sistem. O kadar karmaşık yapılmıştır ki kimse anlamadan adamlar hop sizi ayakta uyutup sömürsün.

Bu dediklerime inanmıyorsanız zeitgeist i bir izleyin güzelce bi morarın yada kendiniz araştırın.

Siz, sizin hayatınızın tamamının çalındığının farkına bi varsanız hiçbir şey yapmanıza gerek kalmadan bu dünyayı değiştirebiliriz.
Wikileaks devlet sırlarını ifşa ettiğinde onu neyle tehdit ettiler? Para kaynaklarını kesmekle, bunu da VISA,MASTERCARD ile yaptılar. Sizce VISA ve MASTERCARD ne kadar para kazanıyordur?

Bu firmalar bankalar arası para transferini elektronik olarak yapıyor ve işlem başına 1 kuruş alsalar siz düşünün bütün dünya bunları kullanıyor.

Bankalar bu dünyadaki en azılı düşmanlarımızdır. Bizi kendilerine muhtaç bırakıp bizi köleleştiriyorlar.
1 verip 1,5 istiyorlar. Tefecilik yapıyorlar. Yakında parada kalmayacak sadece kartlardan elektronik olarak transfer yapılacak. Şu anda zaten yapılmaya başlandı buyrun haberini okuyun

http://www.konhaber.com/yeni/haber-67097-DUNYA-Bu-ulkede-para-kullanilmayacak.html

Kalkıp sizin bütün varlığınızı anında silebilirler. Bence gidin yastık altı yapın paranızı vermeyin bu ibnelere.

En başta söylediğim paranın sahibi aileler götünü de yırtsa biz çoğunluk olarak parayı silmek istersek çatırt diye sileriz.
1 milyon kişi toplanıp gider bankaların merkezine derki arkadaş size zarar vermicez çıkın biz şu kayıtları silelim zaten para elektronik olarak var diye onlarda bi bok yapamazlar Türkiye'de 1 milyon insanı barındıracak hapishane yok, polis yok, asker yok.

Tabi bu höt diye yapılamayacak siz bu şekilde düşünmediğiniz için ama yinede bir başlangıç yapın. Bankalarla ilişiğinizi kesin.

Mesela şu anda bir protesto kampanyası var! 13-14 martta kimse banka işlemi yapmasın diye
Bu sitenin başlattığı bir protesto
http://www.tuketicihaklari.org.tr/

Eğer yazdıklarıma azcıkta hak veriyorsanız facebookta paylaşın paylaştırın ve 2 günlüğüne bankaları kullanmayın.



Size bi hikaye anlatayım ve olayı bitirim.

Diyelim ki adamın biri hayatını kazanmak için kürk satıyor ve havalar soğumaya başlıyor ve herkesin kürke ihtiyacı oluyor. Herkes  kürk satan adama geliyor ve diyor ki hacı bize kürk ver (O zamanlar hacılar icat edilmemiş ha).
Kürkçüde diyorki sen bana ne vercen?. Ben sana arpa vercem diyor. Birbaşkası da diyorki ben sana meyve vercem, diğeri diyor ki ben sana sebze vercem diğeride ben sana demir vercem diyor. Hatta bazıları ben sana direk verim anlaşalım diyor. (Şaka lan)

Neyse Kürk satan amca baya bi rağbet gördüğünden. Bu amca mala mülke herşeye doyuyor.
Artık neredeyse hiç bir şeye ihtiyacı yok.
Şimdi burda bir çizgi çekelim ve bu hikayenin buradan sonrası için bi iki senyaryo yazalım

Kürk satan amcaya Jack diyelim (Türk ismi kullanacaktımda şimdi kalkıp ahmet desem ahmetler alınır mehmet desem mehmetler alınır. ondan ötürü gavur ismi olsun)

Senaryo 1

Jack artık mala mülke doymuş cem yılmazın tarifi ile söylersek artık maldan mülkten kafayı yemiş her akşam küveti suyla doldurup götüne buzlu bağdem sokar.

Şoğuktan üşüyen insanlar Jack e gitmeye devam eder ve soğuktan korunmak için Jack e elindekileri sunar ve Jackten kürk isterler.

Fakat Jack çoğu şeye sahip olduğu için daha fazlasını isteyerek başlangıçta 1 çuval buğday karşılığında sattığı kürkü artık 10 çuval karşılığında satar.  Ve eğer insanlar 10 çuval buğday getirmezlerse Jack onların soğukta üşüyüyp donmalarına aldırmaz ve onlara kürk satmaz.



Senaryo 2

Jack soğuk kış havalarında kürklerine olan rağbetten dolayı kürklerini satarak neredeyse 1 yıllık geçimibi sağlayacak mala mülke sahip olmuştur. Ve ondan sonra Kürk isteyen kişilere ihtiyacı olmasa bile 1 çuval buğday karşılığında Kürk satmaya devam eder. Çünkü İnsanların soğukta donup hasta olmalarını istemez.



Şimdi siz eğer jack olsaydınız hangi Jack olurdunuz?

Senaryo 1 deki mi yoksa senaryo 2 deki gibi mi?

Bana kalkıp cevap vermenize gerek yok. Zaten bu soruya içinizden cevap verdiğinizi biliyorum. HA HA HA (kötü adam gülüşü)
Eğer sizin içinizden senaryo 2 deki Jack geçti ise siz iyi bir birey olma yolunda çok yol kat etmişsinizdir. Yada  halk dili olan halkça dilinde söyliyim "senden bişiler olur arkadaş"

Eğer içinizden senaryo 1 deki Jack geçmiş se size 2 tane lafım var
1.Sizin ben ağzınıza sıçim
2. Bunun suçlusu siz değilsiniz.

Neden mi?

Siz bunun suçlusu değilsiniz çünkü şu andaki sistem sizin çocukluğunuzdan beri size tek şey öğretir.
"güçlü olan kazanır"
Sanki acun un  Surviver programını oynuyoruz amına koyim. Sanki işin sonunda birisi sadece büyük ödülü kaçıracak, ölüp kıvranmayacak.
Eğer hala senaryo 1 deki Jack i seçip bu söylediğimi anlayamadıysanız size şöyle açıklayayım.

İnsan doğduğu andan itibaren bazı doğal reflekslerinin dışında hep çevresini taklit eder.
Annenizi, babanızı akarabalarınız veya çevrenizdekileri görerek hayatı öğrenir ve öyle hareket edersiniz.
Bunun kanıtını size şöyle açıklayayım.
Tutun ki siz Türkiye'de doğmadınız. Amerikanın Kalifornia eyaletinde bir hristiyan ailede doğdunuz.
Sizin kalkıp 5-10-15-20 yaşınızda "GERÇEK DİN İSLAM" diye haykırmanız belkide milyarda bir olasılıktır. Tıpkı Afrikada taşa ağaca tapan bir ailenin çocuğunun "GERÇEK DİN HRİSTİYANLIK" demesi gibi.

Siz çevrenizden ne öğrenmiş iseniz o doğrudur. Size İsa peygamber asıl peygamber derseler ona inanırsınız. Musa deseler Musaya Muhammed derseler Muhammed'e inanırsınız. Ama bakın 20 li yaşlardan sonra demiyorum. Öncesini diyorum.

Hindistanda İneği kutsal sanan insanlar size ne kadar saçma geliyor sa. Sizin Muahhammed peygambere inanmanızda onlara o kadar saçma geliyor.

Ben dinleri tartışmıyorum. başka yerlere odaklanmayın. Bana odaklanın bebişlerim.
Hadi dinleri geçeyim. Belki bazılarınız alınabilir. Çok alıngansınız ya kitapsızlar siziiii.

Karadenizli bir adama "Balığı çiğ ye 10 numara dersen"Pi siktur git oradan" der sağa.
Ama uzak doğuda adamlar balığı çiğ yemeye alışmış. Adamlar için normal olan o.

Yada mesela biz eti çok pişiriz bütün kanı gider ette kırmızılık kalmaz kesince. Öyle et ver İspanyollara, arjantinlilere yada İtalyanlara derler ki " Bu ne etin ağzına sıçmışsın"
Ama az pişmiş eti Türk e ver "hatır için çiğ tavuk yenir derler de bokunu çıkarma" der

Anlıyormusun beni Corç

Ankaralıya sor dünyanın en güzel yeri nere diye Ankara der
Vanlıya sor Van der
Napoli liye sor Napoli de
Barcelona lıya sor Barcelona der.
Der hacı
çünkü adamın öğrendiği herşey orada. Adam için en güzel yer orası sen istediğin kadar götünü yırt.

Neyse konuyu dağıtmayalım.

Şimdi sen eğer "Hayat bir yarış sürekli önde olmalısın, zayıf olursan seni yerler bitirirler" diye bir mantelitede büyürsen.

Senin başkalarının derdini iplememen çok normal birşey olur.

Hep bi " güçlü kazanır, acımak yok" mantelitesi sonunda insanın insanlığını alır.

Hooooop

Nedemek istediğimi biraz toparlıyayıp çok saptık konudan dimi.

Senin güçlü olman zayıfı ezmen demek değildir. Eğer öyle olsaydı hayvanlardan bir farkımız olmazdı
(hani bazılarınız diyor ya biz maymundan gelmedik. Adem ile havvadan geldik diye)
İşte o farkı kaldrımak lazım arada.

Şimdi bazılarınızı duyabiliyorum. " Evet haklısın diye" kendinize bi bok atmıyorsunuz.
Sanki bütün olan biten olaylarda sizin bir suçunuz yokmuşcasına

Ama büyük suç sizde.

"Bak yine boku bize attı" demeyin.

Siz çoğunluksunuz.

Şimdi
sizin bu PARA denen zımbırtıya bakış açınız yokmuuuu
İşte o ağzımıza sıçıyor.

Çünkü para artık herşeyin anahtarı olmuş.

Bu başbakanlar,milletvekilleri yüzünden değil.
Sizin bakış açınızdan dolayı oluyor.

Aslında bir bilseniz ki paraya neredeyse hiç ihtiyacımız yok? Neler olur neler.

Bu dünya yaşanacak en güzel yer olur.

Siz şu bankaları aklınızdan çıkarmayın

Hadi baş baş

30 Ocak 2013 Çarşamba

Vatan Millet Sakarya !

Saygılar sevgiler abilerim ablalarım

Bugün sizlere şu an devlet dediğimiz şeyin aslında ne olduğunu açıklamaya çalışacağım.

Tabi bunun için sağdan soldan duyduklarınızın aksine size neyin nerede olduğunu başka bir bakış açısından göstermeye çalışacağım.

Ben henüz askerliğimi yapmadım. Üniversite okuyorum ve okuyabileceğim kadar da okumak istiyorum. Ta ki askerlik yaşım gelene kadar.
Kendi çapımda iş kurdum ve onu yapıyorum. hayatımın bundan sonraki 3- 5 senesi çok önemli ve kesinlikle 15 aylık bir ara veremem, vallahi veremem.
Şimdi sen içinden biz verdik çocuklarımız verdi falan bana biliyorum ama bi dinle.

15 ay benim için çok önemli bir zaman ve bu zor şartlar altında yaşadığımız hayatta kimse 15 aylık bir tatile çıkıyordur demeyelim (anne olmak dışında).
Ben siz gittiniz de salak mısınız demiyorum. Ama ben 15 ayımı veremem.
Zaten 29 yaşından sonra çıkar bir bedelli daha gider bedelli yaparım. Adamlar zaten tezgahı oturtmuşlar. Açık öğretim için okula para öde sonra askerlikten yırtmak için 30.000 tl öde kurtul anasını satayım.
Olayın vatan milletle alakasının olmadığını tezgahtan anlayın.

Asıl konumuza geçelim.

Ben size Türk ordusu bozuktur demiyeceğim. Çünkü şu anda gerçekten bozulmuş olma özelliği yüksektir.
Bundan 5 sene önce "Türk komutanları söyle iyidir böyle iyidir" diyen abilerime şunu söylemek istiyorum.
Eğer gerçekten ergenekonuydu balyozuydu var ise gerçekten onlar bozuk adammış. Yanlış adamlara itibar göstermişiz.

Ha eğer ki gerçekten böyle birşey yoksa ve o mahkumlar masum ise o zaman küllüm yandıkk
Çünkü bu baştakiler 
ya masum insanların hepsini hapise atacak kadar bilgisiz, 

yada burda bişiler dönüyo aga.

Zaten askerlik çok iyi birşey olsa mlletvekillilerinin çocukları da giderdi.
Gitmediklerine göre orası kötü bir yer.

Böyle bir benzetme yapmicam tabiki, geçtikkkkk

Birde bişi sorcam ya!

Hacı hanginiz gördü askere gidipte ulan benim komutanlarım şöyle proftu. böyle vatani görevimizi yaptığımız için bizi övdü felan diyeni?

Ben sana söyliyim.

Bütün komutanların rütbelerinden daha yakın bir isimleri var askerlik bitince." Bi komutanımız vardı onun ben " diye bir takı alıyor komutanlar.
Herkes şikayetçi, komutanlarının egosu yüzünden gidip ağaca selam vermeler, tüfeğinden özür dilemeler felan.
Hırsızlık olsa yer değiştirdi felanlar. Dedeler torunlar. Ben şöyle rahat yaptım ben böyle zor yaptımlar. -35 derece soğuklar!
Bu mu vatani görev
Kimse askerlikte vatani görev gibi kutsal birşey yaptığını hatırlamaz. Komutanının ne kadar sayko yada çok mükemmel olduğundan bahsederler. Mükemmel olanlar çok az olsa da yine de yok değiller.

Askerlikte tek hatırlanan zorluk,çile falan filan.

İyide abi benim iyi bir birey olabilmem için bu disiplin yağmuruna tutulmama hiç gerek yok ki!
Dünyada az ülkede zorunlu askerlik var. Ee diğer ülkedeki adamlardan bi tek asker olanlara mı kız verirsin sen?

Geçtiiiiiikkkkk

Şimdi ben gidipte 15 ayımı, güvenmediğim bir askeri kadro ve hükümetle kalkıp belki fırsat doğarda suriye ye gireriz diye harcamam ki. Benim suriyelilerle hiçbir alıp veremediğim yok. Adamların kendi iç savaşı. Benim hükümetim başka hükümetlere yalakalık çekecek diye ben 15 ayımı harcamak istemiyorum.
Batı PKK yı besliyor. Bizde onlarla savaşıp şehit veriyoruz. Çok saçma.

Neyse zaten o vatan borcu dedikleri varya askerlik için.
O ne söyliyim mi sana! ney o!
O borç Vergi!
Ve bu borç yaşadığın sürece bitmiyor!
Asla!

Vergini vermek zorundasın!
İşin vardı ama
Sen gittin askere, geldin iş bulamadın, borç borç borç
Sonra?
Haciz,hapis,başka borç edinmeler.

İlla böyle olmak zorunda da değil zaten.

Ama sana büyük devletinin, vatanın sana yaptıklarını söyliyim mi.
Sen eğer vergini ödemez isen bu devlet seni hapse atıyor.
Mallarını haciz eder ve hapse gönderir.

Ama sen vatan borcunu ödedin yahu!
Vergi borcu ne?

Devletler birer otel gibidirler. Bir çok kez başka otellerde kalabilirsiniz.Başka ülkelere gidip yaşarsanız başka otellerde kalmış olursunuz.
Otelin parasını vermez iseniz ne olur?
Atılırsınız!

Bende parasını verip oturuyorum arkadaş, 
Devlet olarak beni hep cezalandırıyorsun!
Trafik cezası, vergi cezası, sigorta cezası, cezasıda cezası.
Ve sürekli hep daha fazlasını isityorsun!
Ama benim diş hastalığım sana özel bişi geliyor.
Çalıştığım her süre ödediğim sigorta priminden beni soydun soğana çevirdin.
Karşılığında bozuk yollar, Çarpık kentleşmeye çözüm olarak çarpık siteleşme yaptın, istanbulda yeşil alan kalmayacak şekilde sattın.
Bana Metrobüs getirdim al diye kakalayıp 50 yıl önceki gibi tıkış pıkış binmeyi bile çözemedin.
Biletinide 2,5-3,75TL yaptın, lan oğlum yapmayın lan!

O metrobüse bi çözüm bulun!Bende süper 3-5 çözüm yoluda hazır var!
Üstelik ben beylikdüzü-kadıköyü 35 dk indirdim. beylikdüzünden bindiğinde kadıköy e kadar 5 durak olacak.
Şirinevler-Mecidiyeköy gibi ana duraklarda.
Hatta en müsait olanları koyup yoğunluğu başka duraklarada aktarabilirsin.
Ama bizimkiler bunu nerden akıl etcek. O gider anca sokağının önünde duran araban için ispark para sömürme ltd şti yi açacak ki seni daha çok yolsunnnnn.
Yolunun  tavuklar yolununnnn

Neyse

Şimdi o vergi denen şey ne için toplanıyordu?
O vergiler bize yol su elektrik olarak geri dönecekti.
İyide biz o elektriğin de parasını veriyorduk ki o da bedava değil?
Ulan hatta o elektiriğin bile vergisini ödüyoruz lan, saçmalığa bak. Kafamıza sıçım

E onuda anladık diyelim
Eee ulan devlet gitti sattı bu kurumları? Ne oldu şimdi.
Biz devlete yine vergimizi vericez belki bir gün o paralarla bize elektirik verir bedava, su verir bedava. O devletin sağlaması gereken elektiriği bize başka bir firma sağladığı için o firmaya birde elektiriğin parasını vericez tabiki vergisinide!

Şimdi burdan sonra artık halen verginin saçma bişi olmadığına inanıyorsanız

Lütfen gidin burdan.

Çünkü bunun saçma olduğuna inananlar hepimiz saçma da olsa ömür boyu hortumlanmaya alışmısız.
Bizim paralarımızla her devlet kurumu beslenip devletin üstündekilere sürekli para saçmışız.
Bir Başbakanın hesabında 5 milyon doları olması çok normal olmuş bizim için, her 4 senede bir yeni seçimle yeni birisini getiriyoruz bide.
Sonra o adamlar yine parti ismi altında seçim kampanyası yapmak için bizim paramızı kullanıp bizi nasıl yine kaydıracakları hakkında kampanyalar yapıyorlar. Parayı harcıyorlar.

Bak

Yine söylüyorum.
 
İnsanlar daha iyi yaşam şartları ile yaşayabilirler.
Bunu yapmaları çok çok basit.
Bunu yapabileceğinize inanıp bir imza kampanyası yapsan bi facebook sayfası yapsan binlerce insan toparlanıp aynı şeyi haykırabilir.
Ama tabi sen yinede Kanal D , Show TV ,ATV, STAR tv deki haberleri izle nasıl olsa orda iyi bişi olursa söylerler.
Yine her zamanki gibi armut piş azıma düş gibi birisinin gidip bunu düzeltmesini bekleme.
Yapma bunuuu
Sen gel birazda olsa birşeyleri değiştirebileceğine inan, bunu yapabilirsin. Sen hiçbirşey değilsin.
Bunun gibi halkın genel sorunları karşısında sen bir türkle,kürtle, akpliyle, chpliyle, mhpliyle, dindarıyla,dinsizi ile herkesiyle eşitsin.
Bunun karşısında bir ol, bir ol ki bunlar tırssın. 
Bunu yapabilirsin.
Yapabileceğin günler şerefine.

Un brazo
Hasta luego

9 Ocak 2013 Çarşamba

Milletvekili dokunulmazlığı ve halkın aşağılanması!

Tekrardan herkese selam,

Daha önce de söylediğim gibi,

Bu hayat saçmalıklarla dolu!


Bugün size yeni olmayan hepinizin bildiği ama gerçekten de sinir bozucu olan bir konudan bahsetmek istiyorum.
Yine sinir bozucu bir yazı olacak ama zaten istediğim de bu

Sinirlenmenizi istiyorum canlar, sinirlenin öfkeden deliye dönün ve bir gün kalkıpta aman banane diyip sorunları es geçmeyin!

Şimdi insan hakları evrensel bildirgesinden bir alıntı yapıcam ama ondan önce insan hakları bildirgesinin ilk yazılmış halinin görselini sizle paylaşmak istiyorum. (bi bok anlamayabilirsiniz çünkü fransızca yazılmış)
Ahanda resmi

Bu 1789 yılında yazılmış orijinal hali

En üstünde bir simge var görebiliyor musunuz?
Göremiyorsanız veya inanamıyorsanız buyrun buradan bakın
Wikipedia sayfasının linki
En üstte bi piramit var ya içinde de göz olan he işte ondan bahsediyorum, ne hikmetse oraya konulmuş
aynı simge 1 doların üstünde de vardır.

İnsanlar buna illuminati diyor ama bugün bunlardan bahsetmicem bizi ilgilendirmiyor (bugünlük)
Sadece aklıma geldi diye koydum

Her ne karın ağrısıysa

Şimdi

İnsan hakları evrensel bildirgesi derki;
Madde 1
Bütün insanlar özgür, onur ve hakları yönünden eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler.

Şimdi bu kanun saçma görünmese de bu kanunun uygulanmaması saçmadır.

Neden mi?
Mesela ufacık bir örnek vermek istiyorum

Devletlerdeki milletvekilleri dokunulmazlıklara sahiptir.

Nedir bunlar?

Milletvekili gelir sana tekme tokat dalar, anana bacına küfür eder, senin ülken kalkınsın diye verdiğin paraları çalar çırpar ama sen ona bırak tekme atmayı yumurta bile atamazsın ( hatta günümüzde laf bile atamazsın ), sen milletvekiline hakaret edemezsin, Bırak toplanan vergileri çalmayı, sen kendi hakkına düşen vergiyi vermez isen hapse girersin.

Şimdi size soruyorum. Eğer insan hakları bildirgesindeki ilk madde kabul ediliyorsa;

ve

Eğer herkes eşit ise ve bizim ülkemiz de "Biz insan haklarını uyguluyoruz diyor ise" nasıl oluyor da bu ülkede bazı ünvana sahip insanlar ayrıcalığa sahip oluyor?

Şimdi kalkıp bana "Eee abicim milletvekili denen kişi tabi ki dokunulmazlığa sahip olacak yoksa önüne gelen dava açar falan olur filan olur" gibi aptal savunmalarla gelmeyin kırarım kalbinizi.

Sizin bu söylediğiniz şey yasama organının kendisini dokunulmazlık hakkına kavuşturması için bir bahanedir.
Ki Wikipedia da bu kanunun olmasının nedenini böyle gösterirler
Ahanda link
YASAMA DOKUNULMAZLIĞI

Bu gerzek bir fikir kimse kalkıp savunmasın dedim bak kırarım kalbinizi neden mi?
Sizin bu tarz yaklaşımlarınız yüzünden  o şahıslar kıçlarını ceylan derisi dışında başka bir şeye koymuyor çünkü popoları tahriş oluyormuş. Ama sen çocukluktan beri kıçını tahta sıraya koyup 12 sene boyunca eğitim görüyorsun. Ya gerçekten bak s.keyim böyle mantığı.

Sonrada aşağıdaki gördüğünüz şekildeki tipler çıkıp "Milletvekili maaşı 2 gün yetmiyor" diyor.(partisini ve ismini paylaşmıyorum, ben burda hiçbir partinin propagandasını yapmam bence bütün politik partiler aynı bok)

Not: Milletvekili maaşı: 5.600 $


Milletvekili nedir? buyrun tanımına bakalım

Milletvekili ya da eski adıyla Mebusdemokratik ülkelerde genel seçimler ile seçilerek parlamentoda halkı temsil hakkı kazanan kişidir.

Halkı temsil etmek mi?

Peki halkı temsil etmek;

Halkın büyük bir çoğunluğunun asgari ücretle çalışarak yani ayda 701 TL maaşla geçinerek onu temsil eden kişinin 5600$ maaşla çalışması mı demek? 

Bunlar gerçekten bizi temsil ediyor olsalardı halkın büyük bir çoğunluğundan 14 kat fazla maaş alamazlardı.
Çünkü biz ne isek onun temsil edilmesi lazım bizim aynamız olması lazım doğru mu?

Doğru

"Abicim iyide adamlar dünyaya Türkiye'yi gösteriyor. Beş parasız mı görünelim" diyen şahıslar size bir lafım var

İBNELİK YAPMAYIN

Siz kimi savunuyorsunuz la? Neyin yalakalığı bu? yada son zamanların favori kelimesi ile izah edim "Bu neyin kafası ya?"

Madem dünyaya güçlü görünmesi lazım ülkemiz milletvekillerinin, zengin görünmesi lazım

Hepsine hususi en kaliteli malzemeleri alalım. Kılık kıyafetse en iyi TÜRK kumaşlarından en iyi TÜRK modacılar tarafından gidirelim ki Türkiye yi gerçekten yansıtsınlar.
En güvenli araçlar lazımsa gidip en güvenli, en lüks arabaları TÜRK yaptıralım. Ha gücümüz mü yok satın alalım.
Evse ev, gıda ise gıda.
Başka aklınıza ne geliyorsa hepsini yaptıralım. Ülkeye hizmet ettiği sürece kullansın bunları.
Ama kalkıp ta her ay halkın 14 katı maaşı almasınlar. Almasın bu kadar parayı bu "nokta noktalar" çünkü bu sefer halkın kendisi olmaktan çıkıyorlar.

Milletin kıçından ter akıyor para kazanmak için onlar ise "Sorun mu? Türkiye'de ekonomik sorun yok halk mutlu" diyor. Hatta "5600$ iki gün yetiyor" diyorlar.
Hem halk kadar maaş alacaklar ki, halkın ekonomik refahını düzeltmeyi, bir nevi kendi ekonomik refahını düzelmek gibi görsünler.

Nerden anlar milletvekilleri Taksicinin ne zorluklarla para kazandığını. Gerçi bazı totoş taksiciler "Taksicinin derdinden anlayan aslan Başbakanım" diye yalaka şeyler yazmışlar. Ama ben onların ufkunu s.kim.
İnsanlarda ufuk kalmamış arkadaş. Bi milletvekili bunlara iki güzel söz söyleyince "Aha adam arkamızda" diyor.
Evet adam arkanızda ama başka şeyler için. Kapişşşş

Bir taksici eğer taksi plakası kendinin değil ise günde 100TL civarı para ödemesi lazım Plaka sahibine. 100TL den sonrası adamın kazancı. Sonra kızmayın taksiciler kısa mesafe için almayınca sizi. Onlarında sorunu var.

Benim anlamadığım nokta ne s.kime bu kadar pahalı bu taksi plakaları. Bir taksi plakası 1 milyon lira. Eski para ile 1 trilyon yuh ulan bu ne anasını satim.
İnanmıyorsanız buyrun 
http://www.taksiplakasi.com/
Döviz gibi alış satış fiyatları var.

Neyse toparlıyorum. Halk  bir kere alışmış parasını çatır çutur yedirmeye bu sözde milleti temsil eden kişilere.

Asıl büyük sorun bu kişilerin bu dokunulmazlık altında işlediği suçlara
Türkiye büyük millet meclisindeki her dört milletvekilinden biri sabıkalı hemde hırsızlık,tecavüz gibi yüz kızartıcı suçlardan şahsen bunları yazarken utanıyorum ve TBMM nin isminin Büyük millet meclisi denmesini saçma buluyorum olsa olsa suçlular meclisi olur bu meclisten. Bunları götümden sallamıyorum buyrun haberi okuyun.

http://dosyalar.hurriyet.com.tr/secim/sabika.asp

Ben aslında dörtte üçünün sabıkalı olduğuna inanıyorum. Hatta ve hatta sabıkası olmayanlar azınlıktır diyorum.
Bir elin beş parmağını geçmez. En nihayetinde bu ülkeyi yöneten her başbakanın ya önceden yargılanmış olması yada sonra yargılanması ve hüküm yemesi durumu özetliyor.

Peki neden böyle?
Cevabı çok basit.

DOKUNULMAZLIK.

Kızın arkadaş, sinirlenin, delirin, ne ayak lan bunlar diyin.
Bişiler yapın, yoksa sizin asgari ücretinize 10 lira zam gelirken onlara 1000 lira gelmeye devam eder.
Sözde milletvekilleri bizim için çalışan kişiler, ama biz onların kölesi olmuşuz.

İçinizde "haklı yahu çocuk, doğru söylüyor valla" demeyin sakın bunu yapmayın.
Bunun yerine başlattığım kampanyaya imza atın! Bugün 1 kişi olabilirim ama sizin sayenizde 100 kişi olabiliriz. Sonra 1000 sonra 10000 sonra 100000

Bakın
Bunun için yapmanız gereken 5 adet tıklama ve maksimum 50 kere klavyede tuşa basmak. Daha fazlası değil!
Facebookunuzda "ayy ne güzel kar yağıyor bakın ne güzel fotolar çektim" diye paylaşım yaparken hafta bir kezde bu kampanyayı destekleyin.

Eğer bu yazımı okuyup ta içinizden "doğru söylüyor çocuk" diyip birşey de yapmıyosanız da kusura bakmayın abicim ama sizin ben ta damınıza koyim siz ç.külmeye muhtaçsınız.
Eğer hak vermiyorsanız anlarım destek vermeyin. Ama bana hak veriyorsanız kendinizi kandırmayın bu ülkeye, bu dünyaya, çocuklarınıza ve gelecek nesillere bir iyilik yapın ve kampanyamı destekleyin
(Korkmayın başınıza bela açmaz bu işlem)
Kampanya ya imza atmak istiyorsanız buyrun buradan yakın!

Sağlıcakla kalın

2 Ocak 2013 Çarşamba

Cep telefonu şirketleri ve halkın parasının yabancılar tarafından hortumlanması

Selam ey insanoğlu!

Korkma lan korkma bende insanım en azından insan olmaya çalışıyorum. Çünkü bu zamanda insan olmak bir marifet. Dakika bir gol bir arkadaş hemen edebiyata bağlıyorum. Babama çekmişim neyse tamam yapmicam

Şimdi bebişlerim size bugün bir şeyleri göstermek istiyorum. Benim kafamı kurcalayan, kurcaladıkça da araştırıp buluşturduğum bir şey.

Cep telefonundan bunun yararından zararından biraz bahsedicem. Hatta cep telefonu sinyallerinin hemoroide ne kadar iyi geldiğinden bahsedicem. Şaka lan şaka cep telefonu insan sağlına yararı yoktur.

Şimdi canlar ciğerler daha önceki "Market alışverişimiz nereye gidiyor" yazımdaki gibi şeyler göstericem size.
Bunları zaten bilebilirsiniz ama ben toparlayıp işin boktan kısmını gözünüze sokmayı planlıyorum.

Ülkemizin ilk Gsm operetörü Turkcell dir. Ben Turkcell kullanıcısıyım. Bundan size ne tabi

Turkcell her ne kadar isminde Türk kelimesinide barındırsa da  geri kalan cell kısmı gibi yarısından fazlası yabancı firmalara aittir.

Yahu tabi ki olabilir bunlar yabancı yatırımcılar bizim Türk firmalarına yatırım yapabilir. Bunda kötü bişi yok dimi.

Ama işin aslı öyle değil bebişlerim


Turkcell in kendi sitesinde söylediğine göre abone sayısı 34,500,000 kişidir (34,5 milyon)
Buraya tıklarsanız görürsünüz.
Wikipedia da yazdığı üzere ki buraya tıklayarak görebilirsiniz. Turkcell abone başına ayda 17.1 $ kar ediyor. Bakın bu sadece kar ha!
Basit bir matematikle 34,5 milyon çarpı 17.1 dolar dersek ayda abonelerden ettiği kar 590 milyon dolar.

Ha bide bu adamlar bi ton yatırım yaptı lan ülkeye ülkeye çok şey kattı diyenler için şunuda söyliyim adamlar bu ülkeye kurulduğu tarihten  2006 ya kadar 4,5 milyar dolar yatırım yapmış.

Woooaaw adamlar ne yatırım yapmış laaa diyorsanız şunu açıkliyim babuşlar adamlar bu yatırım yaptıkları parayı şu anda başlasalar 8 ayda kazanıyorlar. Yani öyle vay anasını diyecek kadar yatırım yapmamışlar.



Şimdi geçelim Vodafona

Vodafonun 2012 itibari ile abone sayısı 18 milyon kişidir. Turkcell çok kazanıyodur, vodafone daha az kazanıyor diye bir manteliteye bürünelim ve diyelim ki Turkcell abone başına ayda 17,1 dolar kazanıyorsa  vodafoneda 10 dolar kazansın lan, hem düz hesap olsun matematiğim boktan biliyon mu
18 milyon abone çarpı 10 dolar dersek ayda adamlar 180 milyon dolar kar ediyor.
Şimdi vodafonun yaptığı yatırımı hiç söylemiyorum boşuna bilgi kirliliği yapmiyim. Çünkü şu bir gerçek ki Turkcell kadar yatırım yapmamıştır, yani bunlarda 8-10 ayda ettikleri karlarla yaptıkları yatırımın parasını çıkartıyorlardır.



Gelelim avea ya bu adamlar en az abone sayısına sahip 13 milyoncuk, bunlarda 10 dolar kazansa ayda eder 130 milyon dolar.

Şimdi babacım bak.

Gel beraber bu firmaların aylık ne kadar kazandıklarını kaba taslak bi hesaplayalım.
Neyse ben hesapladım 910 milyon dolar hadi düz hesap 1 milyar dolar diyelim. Bak bu sadece ayda ha buna dikkat.

Olay bu değil tabi zenginin parası züğürtün blog açmasına sebep olur değil. Ben burda size başka bir şey göstericem.

Firmaların ortaklıklarını görelim. Ayda 1 milyar dolar nereye gidiyor. Türk zenginlerine mi yoksa yabancılara mı.

Turkcell
%27 Çukurova holding - Bu Türk firması
%47 Telia Sonera - Bu  İsveç ve Finlandiya ortak firması
%26 Alfa grup - Buda Rusya firması

Yani Turkcellin %73'ü yabancılara ait
Buda ayda 430 milyon dolar yabancılara kazandırıyoruz demek. Türkler ne kadar kazanıyor?
Ayda 160 milyon dolar hıh

Vodafone
Full yabancı

Yani yabancılar ayda 180 milyon dolar kar ediyorken, biz bu firmayı kullanırken Türklere 3 ün 1 ini kazandırıyoruz. Alkış bize

Avea
%55 Oger Telekom - Lübnan firması
%30 Hazine müsteşarlığı
%15 Halka açık

Burada da hesabı yapalım.
Bu firmayı kullanarak ayda
71.5 milyon dolar Lübnanlıya kazandırıyoruz.
39 milyon dolar saygı değer mi değmez mi bilmiyorum hazine müsteşarlığımıza kazandırıyoruz.
19,5 milyon dolar da halkımıza kazandırıyoruz.

Hooop yeni bir sayfa açıp tekrar toplama yapalım.
Cep telefonu firmaları aracılığı ile ayda;
218,5 milyon dolar Türklere kazandırıyoruz.
631,5 milyon dolar yabancılara kazandırıyoruz.
Yabancılar her ay neredeyse 3 kat daha fazla kazanıyor.
Kusura bakmayın ama çok içimden geldi içimde tutamicam ve bunu söylemek haykırmak istiyorum.
Sikerim böyle aşkın ızdırabını!

Hani bunlar bize reklamlarla bas bas bağırıyor ya! Kazandıran kampanya, konuşun kazanın falan işte ablacım bak gör yok öyle bişi resmen ülkemizi hortumluyorlar. Bu düzen böyle oldukça bu devletin başına kim gelirse gelsin bu ülkeyi ekonomik refaha kavuşturamaz.

Şimdi burada yapacak birşey var mı? yok tabi.

Ancak çıkacak bi tane Full Türk olan bir birma hepimiz onla konuşcaz ki yabancılar para kazanmasın.
Ama ben bu yazıyı size sadece şunu göstermek için yazıyorum. Bu gidişat iyi değil, hep beraber bunlara bi yeter dememiz lazım.
Bu da çok çok zor değil. Yeter demek için artık yapmanız gereken tekşey bir siteye girip bir dilekçe imzalamak.
Ben bu kampanyayı başlattım, umarım sizde kampanyama destek verip büyük bir ses getirmeme yardımcı olursunuz.
Kampanyaya imza atmak için buraya tıklayabilirsiniz.
Şimdi size paralarla ilgili olmayan bir GSM gerçeği videosu izletcem. Buyrun izleyin, sinirlenin, faaliyete geçin. Bu arkadaş kekeme ama süper birşey anlatıyor sabredin ve sonuna kadar izleyin.
Hadi baş baş